Ayağının Dışı Beşiktaş'lıların Canının İçi Ricardo Quaresma
5 1

Ayağının Dışı Beşiktaş'lıların Canının İçi Ricardo Quaresma

  544 İzlenme 03.02.2017
Ayağının Dışı Beşiktaş'lıların Canının İçi Ricardo Quaresma
Resmi Büyüt
Bu yazımızda Beşiktaş'ın gözbebeği ve Portekizin önemli futbolcularından, trivela vuruşu ile ünlü Ricardo Quresmadan bahsedeceğiz. Portekizde tek odalı bir evde, yoksul bir ailenin evladı olarak 26 eylül 1983 tarihinde dünyaya teşrif etti. Küçük yaştayken babası ile annesinin yolları ne yazık ki ayrıldı. Annesi ve abisinin gayretiyle yetiştirilen R. Quaresma, henüz 10 yaşında iken S. Lizbon altyapsına adım attı. Bunun asıl sebebi istenmeyen kötü alışkanlıklar ve suçtan uzak tutmak içindi. Çünkü imkanların olmadığı bir mahallede büyüdü.

Kısa zamanda yeteneği herkesi kendisine hayran bıraktı. 17 yaşında ilk resmi karşılaşmasına çıktı. O dönem C. Ronaldoyu yedek bırakmıştı. Ayrıca teknik adam Alex Ferguson, bir diğer genç yetenek olan Ronaldo'dan önce Quaresmayı gözüne kestirdi. Ancak Ronaldo Sporting Lizbon - Mancester United karşılaşmasında gösterdiği performansla İngilterenin yolunu yani biletini almış oldu. Quaresma ise İspanya dev kulübü Barcelona yolunu tuttu. Quaresma o zamanlar Barcelona antrenörü Frank Rijkaard ile anlaşamayan ve onun olduğu yerde oynamam diyerek Portekizde, Porto takımına gitti. 

Portoda tekrar yıldızı parlayan Q7 Portonun lideri haline geldi. Kendi ülkesinde 2 kez yılın oyuncusu seçilen Quaresma İtalyan ekiplerinden İnter'in radarına girdi ve transfer olması uzun sürmedi. İnter'de Mourinho ile çalışan Q7 çok fazla forma şansı bulamadı. Portekizli teknik direktör Mourinho ile yıldızı barışmadı. 

Çünkü Quaresma kalıplara sığmıyordu. Takım oyunu taktik savunma yapama ona göre değildi ama bunlar bir takım için olmazsa olmazdı. Bilinmez bir oyuncuydu bu onun hem en güçlü yanı hemde en zayıf yanıydı. Bilinmezliği rakiplerinin ona tedbir almasını zorlaştırıyor rakibin dengesini bozuyordu ve rakibi güçsüz kılıyordu. Bu özelliği onu sıradışı ve önemli bir oyuncu haline getiriyordu. Ancak madalyonun diğer yüzü ise neden büyük takımlarda tutunamadığı açılıyordu. Bilinmezliği kendi takımınıda zor  durumda bırakıyordu. Çünkü takım arkadaşlarına uymuyordu ve takım oyununa katkısı yoktu taratarlara oynamayı güzel çalımlar atmayı seviyordu. Arkadaşlarını zor durumda bırakıyordu takım oyuncusu olamamıştı 2010 -2011 sezonunda yolu Türkiyeye geçti. Çarşının isteği üzerine o zamanki Beşiktaş başkanı Yıldırım Demirören yönetimi Türkiye'ye getirdi. Taraftarlar çok seviyordu Q7'yi ona farklı bakıyorlardı. Ancak Kulübün içinde bulunduğu maddi durum yüzünden Fikret Orman ile arası açıldı. Feda demediği için takımdan gönderilmişti. Gidişi gelişi kadar sevimli olmamıştı. Beşiktaştan El-ahli kulübüne transfer oldu ordan da tekrar portoya döndü Portoda tekrar ayağa kalktı. Ligde ve şampiyonlar liginde gösterdiği performansla taktirleri toladı özellikle Porto-Bayern münih karşısında oynadığı futbol ve attığı iki golle beğenileri topladı. Tekrar Türkiyeye gelmek için Beşiktaş yönetimiyle görüştü. Daha az paraya daha az taraftarla karşılandı ilk gelişine nispeten ama yarım bıraktığı işi tamamladı. Şampiyonluk yaşadı... ve hala devam ediyor hikayesi...

Farklı olmayı, adından bahsetmeyi seviyordu. Sıradanlık ona göre değildi. giyimi, saç stili, robonası, trivelası ile ilgiyi çeken bir futbolcuydu. 


YORUMLAR (0)