ARMA 3 İnceleme ve Multiplayer Hakkında
5 1

ARMA 3 İnceleme ve Multiplayer Hakkında

  55 İzlenme 8.5.2018 14
ARMA 3 İnceleme ve Multiplayer Hakkında
Resmi Büyüt
Öncelikle Arma 3 Nedir?

Bohemia Interactive tarafından geliştirilip, 12 Eylül 2013 tarihinde piyasaya sürülmüştür. Açık dünyada bir askeri karakteri canlandırmak, onu yaşamak ve kendinizi bir asker gibi hissetmenizi sağlayan simülasyon oyunudur. Gerçekte de var olan bir Yunan adasında, yaklaşık 270mt2, birçok macera, aksiyon yaşayacağımız bir oyun. Kesinlikle oyun diyerek yetinemeyiz, bu bir askerlik simülasyonu.
 
“Co-op ve Multiplayer olarak iki farklı modda inceleyebileceğimiz Arma 3’ün, bu konuda ‘multiplayer’ kısmını ele alacağım. Ayrıca amacım size incelemelerimi neşeyle okumanızı sağlamak, yazıları yaşamanızı sağlamak. Bu yüzden incelemem somut yazılardan uzak olacak”

Biz kendimize bir server bulduk. Size de yer açan birçok sunucu bulabilirsiniz. Buralarda her şey o kadar kolay değil, öyle üniformanı silahını eline tutuşturup eğitime yollanmıyorsunuz. Çalışıp, paralı askerlik yaparak, gerekirse kaçak ve illegal yollardan paramızı kazanıyoruz. Kimse bize bedava, karşılıksız silah, üniforma, teçhizat veya para vermez. 
“Burada her asker kendi silahından asılır.”

Bir Arma 3 askerinin ilk günü

Şehrin merkezine ulaştığınızda, mevsimlik işçi bekleyen kamyonetlere benzer araçların çoğunlukta olduğunu görüp şaşırmamak elde değil. Birçok ekip, polisler, sağlık personelleri de çevrenizde bulunur. Kontrolsüz sürücülere hâkim olmaya çalışan polisler, yaralananlarla, kazazedeler ile ilgilenen sağlıkçılar. Bir anda ben şimdi ne yapacağım diye düşünürken acaba bir tanıdık bulabilir miyim diye etrafa baka baka gezmeye başladık.  Esenler otogara gelen, yol yordam bilmeyenleri avlamaya çalışan tiplerle dolu insan grupları göreceksiniz çevrenizde. “Kardeşim gel sen silah, araba falan kolay iş alırız onları hele bir tanışalım.” Cümlesiyle bir abimiz yaklaşır yanımıza. Şehirde yeniyiz, bu arada bu şehirde yeni yerleşenlere üç beş kuruş hibe parada verilir, hemen koşup kendime silah alayım, ekiplere katılayım, illegal çalışayım çok para kazanayım diye düşünürüz hepimiz. Bu abimizin teklifi çok cazip gelir. Önümüzde iki seçeneğimiz var; üç beş kuruşumuzla bir kamyonet alıp mandalina, portakal toplayıp satıcılık yaparak yolumuza bakmak, ya da dağda kamyonetlerle gezip ticarethane kamyonlarını soymak, haydutluk yapmak. 

‘Kesinlikle her yerde olduğu gibi burada da kurallar var. Hadi biraz bu kurallardan ve bunlara karşılık neler yapmamız gerektiğinden bahsedelim.’
Öyle herkes keyfine göre silahını sırtına takıp gezemiyor şehirlerde, güvenli bölgelerimiz var, polislerimizin ilgilendiği trafiğin, çevrenin düzenli olduğu. Silah kullanacaksak silahımızı çantamıza koyabileceğimiz boyutlarda seçip, bir de o çantamızın aranmaması için uslu durmamız gerekiyor. Bir de mikrofonumuz olması gerekiyor, konuşmadan simülasyon olmaz dedirten bir şaheserin içindesiniz. Konuşmayı, rol yapmayı seveceksiniz. Çünkü burada her şey rol yapmaktan ve bulunduğumuz rolü yaşamaktan geçiyor.

Kendimize Bir Rol Seçiyoruz
“Ağzımızdan çıkan her kelime, her davranışımız bu rolde bir vatandaşı yansıtmalıdır. Önemli olan bu rolü yaşayabilmektir.”
Bu şehirde herkesin bir rolü ve o rolüne uygun davranışları vardır. Kendimize bir hayat seçelim, birkaç seçenek sunabilirim size;
* Masum bir çiftçi görünümünde, mandalina veya portakal kasalarının arasına saklanmış silahları, kara borsadan satan kaçakçı bir çiftçi. 
* Küçüklükten beri yalnız ama gerçek biz vatan sevdalısı. Polis olmak isteyen bir genç. 
* Gerçek bir haydut. Dağ yolunda tek başına bir kamyon görmesin, avına yaklaşan sırtlan gibi sinsi ve pusucu. Onu gördüğünüzde her şey geç olabilir. 
* Masum bir çiftçi, tarım işleriyle uğraşan, haydutlara yakalanma korkusuyla dolu fakat işinden iyi para kazanan biri. 
* Bir sağlık personeli, acil çağrı aldığı an apar topar olay yerine yetişen bir sağlıkçı. 
* Dağların mahkemesi, bir Jandarma personeli olabilir. Haydut avına çıkabilirsiniz. 

“Unutmayalım ki, her bir adımımız bu role uygun olmalıdır.”

Prospektüsü geçtiğimize göre artık hikayemize geçebiliriz... 

İncelememde babası gözünün önünde haydutlar tarafından öldürülen sonra dağa salınmış bir çocuk, evet bu artık bir çocuk değil, dağa yolu düşen haydutların korkulu rüyası olan intikam avcısı olan bir genci ele alacağım. 

‘Bir kamyonet, arkasında birkaç kişi, haydut olduklarından emin olmam gerektiğini geçiriyorum aklımdan. İleriden eski model bir kamyon, ağır ağır süren bir çiftçi, kasası portakal dolu. Yorulmuş adam belli. Kamyonet çalışıyor birden, takip etmeye başlıyor, kaçamayacağı bir köşede durduruluyor. Gencin anıları gözünden geçiyor. Babası da böyle öldürülmüştü değil mi? Kamyondan indirilen adama, kamyonun kasasını açtırıp kontrol ediyorlar, kamyona el koymak isteyen haydutlara direnen çiftçi, son çare olarak koltuğun altında sakladığı silahını almaya yelteniyor, haydutlar yer mi bu kadar kolay kurtuluşları, yemez! Dizleri üstüne çökmüş, her şeyine el koyulan çiftçi artık ölümü bekliyor. Fakat hiçbir şey bitmedi, haydut avcısının sesi duyuluyor, ama elden ne gelir bu cengâver attığını vurur kaçırmaz bir avcı. Olaydan sonra Jandarma tarafından yakalanan avcı gencimiz, yasalar gereği çektiği bir süre cezadan sonra, hikayesi dinlenen gence af anlaşması yapılarak, karakolda sorguları yazıya döken görevli olarak işe başlamıştır. ‘

Bu bir oyun, bu bir simülasyon, bir şaheser, burada kendi rolünüzü yazabilirsiniz, söyleyemediklerinizi söyleyebilir, yaşayamayacağınız şeyleri gerçekmişçesine yaşayabilirsiniz. Teslim aldığınız bir kişiye çantanı, silahını bırak ve komutlarımı tekrar et, eğil, zıpla, yalvarırsan seni bırakırım gibi komutlarla da eğlenebilirsiniz ama unutmayın ki komutu alan kişi bir gün siz de olabilirsiniz... 

(Bir simülasyonu, oyunu size en neşeli nasıl aktarabilirim diye düşündükten sonra çıkan sonucum bu, teşekkür ederim öncelikle okuyan herkese) 


Hazırlayan : Umut Kayış

YORUMLAR (0)